Ya beyazla ya pembeyle french,kırmızı,bordo,arada bir gri...
Başka da oje sürmem, hoş durmadığına inananlardanım . Bugün evde canım sıkılınca (ne kadar sıkılmışssa artık) farklı bir şey deneyeyim dedim .Tabii ki başka renklerle de yapılabilir. Ama ben bu şekilde kullanmayı düşünüyorum.
Sonuç aşağıda :
Benim çok hoşuma gitti birkaç gün kullanmayı düşünüyorum bakalım ne yorumlar alacağım.
Bu arada siyah gözüküyor ama koyu lacivertle yaptım ve 319 sürdüm hem çok beyaz beyaz da durmuyor .
Son 2 aydır yaşadığım yoğunluğu normalde 1 yılda yaşıyor olabilirim. Hem Fransızca derslerime gittim,öğrencilerimin sınavları benimkilerden çok daha önemli! Hem okul derslerime ve sınav -ödev -projelerime çalıştım hem erkek arkadaşımı askere yolladım hem de çook kilo verdim=) Sonuç :Yorgun ama mutlu ..
Artık kışlıklarımı kaldırıp ilkbaharda elbiselerimi ,eteklerimi giymeye başlamak istiyorum ve havaya çok büyük itirazım var! Fakat böyle bir iyi bir kötü olunca hava bana da kışlıklarımı kaldıramamak düşüyor .E ozaman ,ilkbahar-yazlık elbiseler alırım ben de=)
İlk hedefim Yargıcı oldu ; güzel mi güzel iki elbise aldım ,daha giyemesem de bakıp bakıp duruyorum=)
Resimlerini ilk giydiğimde çekip göstereceğim ama ben mutlaka gidip bakın derim , inanılmaz güzel şeyler var.
Sürprizimden bahsetmiştim sizlere eski yazımda ,Halil Sezai'yi canlı dinlemeyi çok istediğimi bilen çok önemli kişi Taksim Jolly Joker'de 24ü gecesi 22:00 de Halil Sezai konserine bilet alarak beni çok mutlu etmişti. Anlamlı ,keyifli ,güzel bir sürprizdi. Hala da öyle sadece Halil Sezai'nin benim için anlamı o gün ,o saat itibariyle değişti. Neden ? Çünkü kendisi tam tamına 1 buçuk saat kadar geç çıktı ,en bilinmeyen şarkılarını 30-40 dakika söyleyip insanları baydı ve tabii ki bilinen şarkılarına sıra gelmeden ,gelemeden benim orayı terk etmeme neden oldu. Kalabalık,sıcak,insanlar dip dibe ...Korkunç ötesiydi. Bir daha Jolly Joker'e en sevdiğim şarkıcı gelse adımımı atmayacağım gibi,Halil Sezai de "ünlüler" konvoyuna katılmıştı adeta. Röportaj vermemesi hoşuma giderken bir anda 1 buçuk saat beklemem sırasında aklıma gelen sadece röportaj vermemesi de konuşulacağı için röp. vermediği oldu. Evet, şarkılarını seviyorum ,radyoda çalarsa dinlerim ,eşlik ederim .En azından nefes alabilecek bir alanım olur,ve beni 1 buçuk saat bekletemez!Ama bir daha asla asla asla (Asla deme asla'ya inat) Halil Sezai'yi canlı dinleme isteğinde bulunmam.
Balık vazgeçilmezimdir. 2 tane balıkçım vardır, tek gittiğim bile olur .Şık yerler değil hiçbiri .Ama en güzel ,en lezzetli balığı da hep oralarda yemişimdir. Şimdi bu 2 balıkçıya 3.sü eklendi :Takanik Balık.
resim alıntıdır.
Arkadaşım hep "Seni götürmem lazım ,balıkları inanılmaz ." derdi. Bu hafta zaman bulunca ve ben "balık krizi"ne girince , istikamet Yeniköy Takanik Balık oldu. Balıkçı Yeniköy'de Pala Manav 'ın 2 yanında ,şirin mi şirin bir yer. Hep önünden geçerdim de bu kadar lezzetli yemekleri olacağı aklımın ucuna gelmezdi.Oturunca hemen mısır ekmeğini ,kepek ekmeği ve beyaz ekmekten oluşan ekmek sepetinizi önünüze koyuyorlar.Çalışanlar hep güler yüzlü. İnsan istemese bile keyifleniyor diyebilirim :) .Fiyatları birçok balıkçıya göre çok daha ucuz. Tereyağlı karides, kalamar 13 tl .Ama "yeme de yanında yat " her ikisi içinde geçerli .Çok lezzetliydiler. Kalamar sosu tam istediğim gibiydi. Balık olarak çinekop istedik.Çinekop 20 tl ,ama hakkını veriyor diyebilirim. Kılçıkları rahat ayıklayamıyorsanız önermem :) Salatalar gerçekten çok lezzetli ve uygun fiyatlı fakat şu an fiyatını tam hatırlayamıyorum. Yemek sonrası çayımızı da içtik, tıka basa doyduk .
Üniversitemin de açılmasıyla beraber tam da depresyona giriyorken ,elimden bir sürpriz tuttu! Bu sürpriz Halil Sezai Konser Biletii :)En değerlimin bir zarf içinde verdiği bu mükemmel sürpriz Jolly Joker'de Cuma günüymüş. Gitmek için ve Halil Sezai'yi canlı canlı dinlemek için sabırsızlanıyorum!
İstanbul Doors Group'un en yeni mekanı Ca’d’Oro'nun SALT Galata’nın içinde 2-2 buçuk ay önce açıldığı haberini ilk İstanbul Life'ta gördüm. İstanbul Life 'ın yeni mekanları tanıtması çok hoşuma gidiyor ve mekanlar hakkındaki yorumlarına çok güveniyorum .Ben de farklı bir yerlere gitmek istediğimden bir sürü yeni mekan adını yazmıştım ve sırasıyla gitmeye başladım bugün itibariyle. İlk mekanımız Ca'd'Oro Bankalar Caddesi'nde Merkez Binası bitişiğinde . Avusturya Lisesi'nin Karaköy 'e inen merdivenlerinden inince hemen karşınıza çıkıyor kısaca.Adını Venedik'in güzel saraylarından biri olan Ca'd'Oro'dan almış.
Menüsü bence gayet güzel belki biraz daha çeşitlendirilebilir.Ortam çok hoş ,çok şık. Yemeklerin fiyatları da gayet uygun.Ana yemekler 25-35 TL arasında değişiyor genellikle.Gündüz gitmenin değil de akşam gitmenin çok daha keyifli olacağını düşünüyorum.2 katlı mekanda müzik kısık sesli ,rahatsız etmeyecek düzeyde. Yemekleri çok lezzetli. Tatlı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Yediğim sufle, farklı bir tattaydı,kullandıkları çikolatadan olsa gerek ,fakat tatlıları kötüydü demek de yanlış olacaktır ,bir daha ki gidişimde(çok yakın bir zamanda olacak eminim) farklı bir tatlı deneyeceğim .
Suyunuzu her daim tazeliyorlar ve yemek gelmeden önce fırından çıkmış sıcacık ekmeklerle zeytinyağı geliyor ,üzerinde küçüçük domates adacığı eşliğinde:)
Tek olumsuz nokta tatlı dışında, ilk girdiğimizde üst katın dolu olduğunu aşağıda oturabileceğimizi söylediler fakat kalkmaya yeltendiğimizde 1 buçuk-2 saat daha boş olduklarını ,yukarıda oturabileceğimizi söylemeleri oldu.
Bunlar dışında kesinlikle 10 puan bir restaurant ,gitmenizi öneririm :)
En bilindik markalardan olmasa da Mulberry aşktır. Her sezonunda almak istediğim bir sürü çanta,üst,elbise,ceket bulabiliyorum.Bayılıyorum bayılıyorum !Yine mulberry.com'a girdim ,yine sepetime bir sürü şey ekledim ve tabii ki paylaşmaktan büyük bir zevk duyuyorum:)
Çantayı yiyesim geliyor ;adı da Cookie Lily :) Rengine, detaylarına bayıldım diyebilirim. Gece çıkarken,yemeğe giderken hoş siyah vatkalı bir ceketle süper olabilir!
Hem şık hem de spor İs-ti-yo-rum Dar kot pantolon -spor ayakkabı ikilisiyle ya da siyah bol paça pantolon ve babetle çok hoş durabilir. Bu tarz şık-spor üstler bu aralar bir sürü mağazada gözüme çarpıyor ,onlarla da yetinebilirim:)
Bu çanta biraz göz yorsa da bence çok etkileyici bir çanta Her yere rahatlıkla kullanılabilir diye düşünüyorum .
Mulberry 'nin diğer şaheserlerini görmek isterseniz :www.mulberry.com
Hazır Zara'dan bahsetmişken, Zara Kids 'ten de bahsetmek istedim.Bunları paylaşmasam içimde kalacaktı,Bebek-çocuk kıyafetlerine bakmaya bayılıyorum ,özellikle Zara çocuklar için yaptığı her şeyi çok şirin yapıyor,almamak için kendimle savaşıyorum :) Ama çocukları olanlar ,size sesleniyorum .Lütfen aşağıdakileri benim yerime alın :)
Küçük bir kızım olsa,üzeri fareli bu t-shirt'ün altına ,t-shirtteki farenin renginden tül bir etek giydirirdim.Sonra da milyonlarca resmini çekerdim :)
Üzerinde bir sürü kangurucuklar olan bu elbiseye de tek kelime ile bayıldım!
Eveeeeet ,oğluşum olursa da aynen böyle giydirmeyi planlıyorum :)
şortunun üstüne de beyaz bir tshirt ya da beyaz bir gömlek:)
E tabii ki böyle ayakkabıları da olacak kızımın ,hem rahat edecek hem de beni kendine bin kez daha aşık edecek:)
Zara'nın yeni sezonuna baktığımda sahip olmam gereken 3 parçayı gözüme kestirdim ,3'ü de ayrı ayrı güzel .Zara Woman daha geçen sezonlara göre daha salaş parçalarla ve ilkbaharı temsil eden renklerle karşımızda,Zara Trf ise daha sade kalmış yanında diyebilirim .Fakat alınabilecek çok güzel parçalar var ,en kısa zamanda bir Zara Mağazasına gitmenizi öneririm :)
1. parçam Zara Woman'dan ;
Pantolona tek kelime ile bayıldım ,fakat mankendekinin aksine burnu kapalı bir topuklu ile çok daha hoş duracağına eminim.Daha detaylı bilgi için tık tık
2.parçam Zara TRF 'den ;
Süet olan bu çanta çok rahat ve kullanışlı ,alacaklar listemde 1 numara:)
Rengarenk bir dolgu topuk ,bantları ise siyah kumaş Bu ayakkabı da alınmayı fazlasıyla hak ediyor bence . Siyah bilek üstüne biten kapri-beyaz t-shirt ikilisi ya da siyah dar etek üstüne gri-beyaz gömlekle çok hoş duracaktır.Detaylı bilgi için tık
Bir ressam ve bu ressama yakışabilecek tek sıfat ; Kusursuz
Aslında resimleri olsun, hayatı olsun ,hiçbir zaman mutlu olmamış birinden söz ettiğimizde kusursuz sıfatı pek hoş durmayabilir adının önünde , ama Van Gogh Alive Sergisi'nde geçirdiğim 1-2 saat benim aklımda tek kelimeyi bıraktı :Kusursuz.
Türk ilaç sektöründen Abdi İbrahim'in 100’üncü kuruluş yıldönümü kutlaması kapsamında Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi'ni İstanbul'a taşımış.Çok çok da iyi olmuş . Sergi 10 Şubat – 15 Mayıs arasında İstanbul Karaköy Antrepo 3'te bizlerle buluşuyor . Fiyatları da bence böyle etkileyici bir sergi için gayet uygun.Yetişkinlere 15TL, öğrencilere 8TL, 0-12 yaş arası da ücretsiz.
Van Gogh 'un 1880-1890 yılları arasındaki çalışmaları ,eserleri, kardeşine yazdığı mektuplardan alıntılar ,ve hayatını bu sergide gördüm ve etkilendim ,Bugün iyi bilinen ebedi başyapıtlarının birçoğunu oluşturduğu yerler olan Arles, Saint Rémy ve Auvers-sur-Oise'da geçirdiği zaman sırasındaki düşüncelerini, duygularını ve ruh halini o kadar iyi anlatmışlar ki , sanki o zaman bizzat o anları yaşamışım gibi hissettim.
Kapıdan girdiğinizde önce en ünlü,herkesçe bilinen eserlerini ne zaman ,nerede yaptığından ve resimlerde neleri anlatmak istediğinden bahsedilmiş daha sonra karanlık kocaman bir alana giriyorsunuz ve güçlü bir klasik müzik eşliğinde ,senkronize olarak değişen 3000'den fazla Van Gogh görüntüsü; dev ekranlarda sizi karşılıyor . Küçük banklarda ya da yerde oturarak o anın keyfini çıkartmaktan başka bir şey düşünmüyor zaten insan.
Bir de benim çektiğim fotoğraflardan birkaç tane ekleyeyim :)
En mükemmel dizinin Person of İnterest olduğunu geçen post'umda yazmıştım zaten .Dün izlemeye fırsat bulduğum filmden sonra da uzun zamandır,izlediğim en en en mükemmel filmin başrolünü Denzel Washington ve Ryan Reynolds'ın paylaştığı "Safe House" yani "Düşmanı Korurken" filmi olduğuna dün akşam filmden çıktığım anda karar vermiş bulunmaktayım. Her ne kadar tüm filmi kulaklarım kapalı izlemiş ve 3-4 kez yerimden 3 metre yukarıya sıçramış olsam da ,Denzel Washington "tüm filmleri arasında ,performansının doruk noktasında olduğu film bu " dedirtiyor.Kendisi biraz yaşlanmış fakat çekiciliğinden hiçbir şey kaybetmemiş.
Filmden kısaca bahsetmek gerekirse Matt Weston Cape Town'da görev yapan genç bir CIA ajanıdır. Rutin hayatından sıkılmış olsa da onu çok seven ,kendisinin de büyük bir aşkla bağlı olduğu sevgilisi vardır. Saha tecrübesi edinmeden 12 aydır bir merkezde tek başına görevdedir. Kendini kanıtlamak ister fakat o fırsatı bir türlü yaratamaz. Sonunda bir gün o fırsat istemediği kadar zor bir şekilde onu bulur. Frost CIA 'in en ünlü operasyon adamlarından biriyken ,CIA'e ihanet etmiş ve para karşılığı gizli dosyaları başka ülkelere satmaya başlamıştır . Yakalanan Frost, Weston'ın çalıştığı ve "safe house" olarak adlandırılan merkezde sorguya çekilir fakat en güvenli olması beklenen bu bölge, beklenmedik biçimde paralı askerler tarafından basılır.
Filmin yönetmeni İsveçli Daniel Espinosa'nın sinemadaki ilk büyük işi...
Filmin Fragmanını yukarıdaki ok işaretine tıklayarak izleyebilrsiniz.
Filme gitmenizi kesinlikle öneriyorum ,beğeneceğinize eminim.
Sevgililer Günü geçti,gitti. Her gün gibi .Çok çabuk geçti.Yalnız ya da değil.Mutlu ya da değil. Bugüne özel yaptığım ve tabii belirtmekte fayda var ilk defa yaptığım kurabiyelerimi sizlerle paylaşmak istedim .
Zor değildi ama uzun sürdü biraz, şeker hamuruyla olan kavgam da uzun sürmesinin tek nedeni.
Bir daha bu kadar uzun sürmeyeceği kesin :)
Sevgilisi olan yada olmayan herkesin sevgililer günü kutlu, mutlu, huzurlu olsun:)
Şimdiye kadar izlediğim diziler arasında en en en sürükleyici, en en en izlenebilir dizimi sizlere takdim etmek isterim : Person Of İnterest . Gerçekten izlemeye başladığım günden beri (1 hafta oldu:) )her konuştuğum kişiye laf arasında "Bu arada izlemediysen izlemen gereken dizi Person of İnterest ." yada " Bak izle ,memnuniyet garanti ." diyorum.Yani diyebiliyorum ,hem de gönül rahatlığıyla. İki ana karakterimiz var .Konusuna gelince suçları ,işlenmeden önce önlemeye çalışan iki ana karakterimizin başlarına gelenleri ve onların etrafında gelişen olayları anlatıyor. Reese ,ki yakışıklı mı yakışıklı (ilk bölüm sadece ona bakmış olabilirim) eski bir ajan ve öldü sanılıyor ,Finch ise (Losttaki ,Michael Emerson )Yazılım uzamanı ve milyarder .Bir şekilde Fich ile Reese 'in yolu karşılaşıyor ,gerisini siz düşünün :)Çok çok çok iyi bir dizi .
Finch
Reese
Evet son resmi de gördüğünüze göre,şimdi diziyi izlemeye başlayabilirsiniz:)
Sephora 'ya girip hiçbir şey almadan baktığım çok olmuştur , fakat şimdi resimlerini koyacağım şeylere karşı duyarsız kalamadım ,tabii ki birinci seferde bu kadar güzel olacaklarını hiç sanmıyorum ama birkaç denemeden sonra ustalaşacağımı düşünüyorum.
Hoş olabilir ve yapması da çok zor gözükmüyor .Özellikler gri nin tonuna bayıldım
Çiçekler pek tarzım değil ve mavi ojeyi de tek başına sevmem ama çok güzel olmuş ama içlerinde en uğraş isteyen bu galiba =)
En sevdiğim 2. bu! Mükemmel duruyor bence , çok çekici :)
Benim için fazla parlak , ama seveni çok olacağına eminim.
Bunu görenlerden çok seven çıktı .Bence farklı renklerle yapılırsa gri siyah beyaz mesela ,çok güzel olabilir
En sona en en en beğendiğimi koydum , ilk deneyeceğim bu olacak ,tırnak dipleri açık mor çok hoşuma gitti ve altın renginin morla uyumu etkileyici .
En sevdiğim PURPLE MOON için gereken Sephora ojelerinden bahsedeceğim ,eğer diğerlerinin nasıl yapılacağını merak ediyorsanız tık tık
Bu arada aynı renkleri daha makul fiyatlarla Golden Rose 'da ya da başka markalarda da bulabilirsiniz.Golden Rose'a baktım tüm renkler (tonu tonuna aynı) var.
=>SEPHORA by OPI Nail Treatment - Top Coat
=>SEPHORA by OPI Nail Colour in Iris I Was Thinner
=>SEPHORA by OPI Nail Colour in Domestic Goddess
=>Sephora by OPI Nail Embellishment Stickers in Gold Metallic Flowers
=> cımbız :)
Purple Moon' u tırnaklarımıza nasıl uygularız?
1.Tırnaktabanındabaşlayarak,SEPHORA by OPI Nail Colour in Iris I Was Thinner' ı hilal şeklinde (resimde gördüğünüz gibi )sürüyoruz ,kurumasını bekliyoruz.
2.Daha sonra tırnak ucuna kadar kalan kısma iki kat SEPHORA by OPI Nail Colour in Domestic Goddess'ı sürüyoruz ve kurumasını yine bekliyoruz.Tırnakucuna kadarayınenYurtiçiTanrıça
3.SEPHORA by OPI Nail Treatment - Top Coat'u en üste sürüyoruz ki daha dayanıklı ve daha parlak yapıyor fakat zorunlu değiliz (parlatıcı)
4. İlk yaptığımız hilalin etrafına, tam iki ojenin kesişim noktasına,cımbızımız yardımı ile altın renk süslemelerimizi yapıştırıyoruz .Tabii ki ojenin iyice kuruduğuna emin olun ki her şeyi en baştan yapmak zorunda kalmayın!
Genelde ya kırmızı ya da french yaptırırım , neon renkler,yok cart pembe ,siyah pek hoşuma gitmez ve çoğu elde bence güzel de durmuyor. Fakat ilk defa gördüğüm oje karşısında kurallarımı yıktım ve mat kırmızı (koyu kırmızı) oje aldım .Bayıldım ,bayıldım iki üç gündür sürüp duruyorum ( neden derseniz, ucu çıksa ojeyi hemen sildiğim için:) Markaya gelince Golden Rose. Ojelerin şişeleri hoş tasarlanmış .Fiyatları tabii ki normal oje fiyatı gibi değil ama bence 1-2 sefer almaya değer. Memnun kaldığım için en kısa zamanda aklımda olan diğer iki rengini de alacağım. Üstte gördüğünüz ilk resim direk mat oje ,benim aldığım da soldan 5. (aşağıdaki elimde durduğu hali) Üstte gördüğünüz 2. resim ise mat oje ama simliler, ben pek simli ojeye yaklaşmayacağımdan almadım fakat güzel duracağına eminim. Fiyatları 4,25 TL.
Herkesin bildiği ,diğer adıyla "ayı ayağı" botlar yani Ugg'ları görmekten gerçekten sıkıldığımı söyleyebilirim, kimin ayakkabısına bakacak olursam kış aylarında herkeste bir Ugg tutkusudur gidiyor. Söylenmemden anlayacağınız üzere Ugg delisi değilim ,sahibi hiç değilim. Fakat rastladığım bu Ugg babetlere duyarsız kalamadım. Yakın arkadaşlarım bilir İlkbahar ,Yaz,Sonbahar ,Kış demeden babet giyerim ,hatta bulduğum ve istediğim gibi sade babetleri de 1 tane alarak bırakmam ,en az 2 tane alırım ki ilerde istediğim gibi bulamazsam giyerim diye:) Önce babetleri göstereyim sonra yorumlarımı yapacağım.
Tek model fakat 8 farklı rengi var , en beğendiğim ikisini koydum .100 dolar fiyatı. Fazla diye düşünüyor olabilirsiniz fakat yapılan yorumlara göre çok rahat ve kullanışlıymış. Düşünecek olursak çok da fazla değil ,aldığımız daha az fiyatlı ama daha az kullanışlı babetlerin fiyatlarını toplarsak aynı edecektir:)
Tek sorun gönderim ücreti . Türkiye'ye gönderim ücreti 90 dolar ki neredeyse babet fiyatı. Eğer yurt dışında tanıdıklarınız varsa onlar aracılığıyla babetlerinize kavuşmak çok daha mantıklı bir yol olacaktır:)
Ve sonunda beklediğimiz an geldi. 16-26 Şubat arası AFM Fitaş Beyoğlu, AFM İstinye Park ,AFM Budak Caddebostan ve Cinebonus Maçka G-Mall da 10 gün boyunca sinema keyfi yaşayabileceğimiz için şimdiden mutluyum ve !f İstanbulun internet sitesinden beğendiğim filmlerin listesini oluşturdum.Aşağıdaki video Festivalin reklamını yapan sevimli bir video.Fakat Youtube 'da resmen bulunmasın diye ismini "!f 2012 ''Küpler''" şeklinde yazmışlar ,bilginize:)
Gelelim benim beğendiğim ve gitmeyi düşündüğüm filmlere :
1)Zenne => Eğer gitmediyseniz bence gitmeniz gereken öncelikli film Zenne olmalı, kısıtlı bütçesiyle hazırlanan iyi bir film.
Ahmet Yıldız 2008 yılında, 26 yaşında babası tarafından eşcinsel olduğu için öldürüldü. Babası hala ceza almadı. Zenne, Ahmet'in gerçek hayat hikâyesinden esinleniyor. Kimlikleriyle yaşamakta zorlanan üç arkadaşın hikâyesi... Fotoğraflarını çekerken ölen üç Afgan çocuğun suçunu taşıyan bir Alman fotoğrafçı; yaralı ailesinin anlayışı ve koruyuculuğu altında ezilen bir dansçı ve dayanılmaz sessiz bir baskıyla evlatlarını 'temizlemeye' çalışan, Allah yolunda ebeveynlere sahip Ahmet. "Bir masal olsaydı birlikte yaşamayı, birbirlerini sevmeyi, beraber dansetmeyi, birbirlerine güvenmeyi ve hayata devam etmeyi öğrenirlerdi," diyor fotoğrafçı her şey olup bittikten sonra. Ama onlarınki sadece tek seferlik bir dans. Peri masalı değil. Ama belki bu film sayesinde herkes için kıssadan hisse olacak.
Filmi hangi tarihlerde ,nerelerde izleyebilirsiniz?
26 Şubat 17:00 AFM Fitaş Salon 1
2)Gravity Was Everywhere Back Then / Ben Neden Sevdim?=>Leonard’la Mary’nin hikâyesi bütün büyük aşk hikâyeleri gibi güzel ve tuhaf olduğu için.
Leonard Wood hırdavatçı dükkanında çalışmaktadır. Mary’le bir araba kazası sırasında, tuhaf bir ivmeyle havada uçuşurken, yerçekimine meydan okuyarak tanışmalarıyla başlar aşkları. Evlenirler. Çok geçmeden Mary kansere yakalanır. Leonard onu iyileştireceğini düşündüğü bir ev inşa etmeye başlar. Mary 2 sene geçmeden ölür. Leonard tam 15 yıl boyunca, ta ki bu inşaatın tepesinden düşüp kendini bakımevinde bulana kadar çılgınca bu evi yapmayı sürdürür. Sonra birikmiş borçlarından ancak ev satıldığında kurtulabilecektir. Green, Leonard’ı ve evi yıkılmadan hemen önce keşfeder. Bu güncel mitik hikâyeden o kadar etkilenir (kim etkilenmez!) ki bu evin aynısını kendi evinin bahçesinde bire bir oluşturmaya ve yeniden canlandırmaya karar verir. Film hem Green’in bu hikâyeyle karşılaşma sürecini anlatmasının belgeseli, hem de onu stop-motion’la canlandırmaya çalışması..
Filmi hangi tarihlerde ,nerelerde izleyebilirsiniz?
20 Şubat 22:00, 23 Şubat 13:00 ve 24 Şubat 17:30′da AFM Fitaş Salon 4′de.
3)Evcilik => Çocuk yaşta evlendirilmenin, bu çocukların artan oranlarda evlenmek yerine intiharı seçmelerinin Türkiye'de dönemsel olarak tartışılan, sonra unutulan ve kendi haline bırakılan büyük bir yara olduğunu biliyoruz. Bir önceki filmi Pippa'ya Mektubum (!f 2010) ile !f seyircilerinin yakından tanıdğı Bingöl Elmas, zaman zaman haberlere düştükçe içimizi acıtan bu hikâyelere tanıklık ediyor. Başlık parası için, namusa halel gelmesin diye, akrabanın ev işleri aksamasın diye istemediği, tanımadığı hatta yüzünü bile görmediği biriyle evlendirilen çocukların trajedisi ve bu durumu engellemekte yetersiz kalan yasalar masaya yatırlırken Elmas, arka plana, olayın psikolojik ve sosyolojik yönüne odaklanmış. O çocukları da, büyümüş hallerini de, aileleri de dinlemiş, aralarında tekrar birbirlerini anlayabilecekleri bir bağ kurmaya çalışmış.
Filmi hangi tarihlerde ,nerelerde izleyebilirsiniz?
19 Şubat 14:30 AFM Fitaş Salon 1, 25 Şubat 19:00 Maçka G-Mall
Küçük de bir not var : "Bu film "Çocuk Gelin" filmiyle birlikte tek seansta izlenecektir" .Hemen altta da Çocuk Gelin benim izlenecek filmlerim arasında:)
4)Çocuk Gelin => On üç yaşında kuzenlerinden biriyle evlendirilmek üzere Türkiye'den Almanya'ya getirildi. Çocukluğu kendisine eziyet eden ve onu aşağılayan bir kocanın malı olunca sona erdi. Sonunda kaçmaya karar verdi, ama sürekli saklanmak zorundaydı. İki aile tarafından da mahkûm edilince normal bir hayat sürdürme şansı kalmadı; ne evli kalarak ne de boşanarak.
Filmi hangi tarihlerde ,nerelerde izleyebilirsiniz?
19 Şubat 14:30 AFM Fitaş Salon 1, 25 Şubat 19:00 Maçka G-Mall
5)Koşul=> Koşul günümüz Tahran'ında yaşanan yasak bir aşkın duygu yüklü hikâyesi. Atafeh ve en yakın arkadaşı Shireen bir yandan Tahran'ın yeraltı sanat dünyasını, bir yandan da kendi cinselliklerini keşfetmektedirler. Bu arada, Atafeh'in ağabeyi Mehran, uyuşturucu bağımlılığı tedavisini bitirmiş ve eve dönmüştür ve geçmiş 'hatalarını' telafi etmek için ahlak polisine katılır. Atafeh Shirin'e aşık olurken, Mehran'ın böyle durumları tasvip etmesi gittikçe zorlaşmaktadır. İki kardeşin ilişkisi aniden şüphe, denetim ve ihanetle şekil değiştirir. Koşul, her ne kadar dini otoritenin nasıl da insanların kişisel yaşamlarına zorla müdahale ettiğine dair bir hikâye anlatsa da, filmin alttan alta hep devam eden ve yaşamı ön plana çıkaran nabzı, insanların özgürlüğe duydukları arzunun fethedilemeyeceğini hatırlatıyor.
Filmi hangi tarihlerde ,nerelerde izleyebilirsiniz?
18 Şubat ,21:30 AFM Fitaş Salon 1, 26 Şubat 22:00 AFM Budak Caddebostan
6) Haftasonu => Russel, bir Cuma gecesi 'straight' arkadaşlarının evindeki partiden sonra tek başına bir gey bara gider. Bar kapanmak üzeredir. Glen'le karşılıklı bakışmaları önce bir takip oyununa sonra da Russel'in evinde sonlanan bir gecelik ilişkiye dönüşür. Ertesi sabah ayrılmalarına rağmen ikisi gün boyu birbirlerini düşünmeye devam eder ve böylece onlar için, barlara ve yatak odalarına taşınacak bir hafta sonu başlar. Olabildiğine farklı iki erkeğin kısa bir zaman dilimine sığan birliktelikleri ve birbirlerinin bedenlerine alışma süreçleri, bolca doğaçlama anlarla, asla stilistik olma tuzağına düşmeden, oldukça gerçekçi bir biçimde anlatılıyor. Andrew Haigh, kendinde eksik olan parçaların ötekinde bulunması üzerine, doğaçlamanın ve gündelik detayların ön planda olduğu bir filmle karşımızda. Senenin en önemli filmlerinden biri..
Filmi hangi tarihlerde ,nerelerde izleyebilirsiniz?
AFM Fitaş Salon 4 , 16 Şubat 22:00 , 18Şubat 22:00 , 19 Şubat 13:00
7)Bir Gecelik => Nikolai ve Clara bir dans partisinde tanışırlar. Gece henüz bitmeden Nikolai'ın sade, biçimsiz stüdyo dairesinde tek gecelik ilişkileri başlamıştır. Onlar hakkında hiçbir şey bilmiyoruz, keza onlar da birbirleri hakkında. Seviştikten sonra Nikolai uykuya dalar. Onun ritmine ayak uyduramayan Clara, kalkıp banyo yapar, üstünü giyinir ve evi terk eder. Bu esnada uyanıp, Clara'yı yanında göremeyen Nikolai kendini dışarı atar. Hava soğuktur. Kısa bir tartışmadan sonra birlikte eve dönerler. Sonrasında, ikisi için de sonsuza uzanan bir gece başlayacaktır. Başlarda birbirlerine mesafelidirler ama gün ağarırken uzun süreli bir ilişkinin samimiyeti oluşmuştur aralarında. Çok iyi kotarılmış ve son derece dürüst bir film olan Bir Gecelik hem duygusal hem de sert ve acımasız olmayı başarıyor.
Filmi hangi tarihlerde ,nerelerde izleyebilirsiniz?
19 Şubat 17:00 AFM Fitaş Salon1 , 25 Şubat 22:00 AFM İstinyepark
8)Merhametin Yedi Biçimi => Bu film hem bir suç filmi, hem de ahlaki ve fiziksel çöküşe, şefkate ve merhamete dair katıksız bir şiir. Moldovyalı kaçak göçmen Luminita'yı takip ederek başlıyoruz. Geçerli bir kimlik edinebilmek için bir bebek çalıp onu satması gerekmektedir. Yaşlı ve hasta bir adam olan Antonio ile karşılaştığında onu kullanmaya karar verir. Bu karşılaşma kısa zamanda bir hayatta kalma savaşına dönüşecektir. Öyle zorlayıcı olacaktır ki, her ikisinin de en derinlerinde birşeyler kırılacaktır. Caravaggio'nun aynı isimli tablosundan esinlenen film, ne kadar umutsuz ve şiddet dolu olursa olsun, insanların birbirlerine değdikleri anın kutsallığına yapılan bir tanıklık gibi. Bu tanıklığın gücü, Locarno'dan Londra'ya, birçoklarına yeni Italyan Dardennes biraderlerin müjdesini verdi bile.
Filmi hangi tarihlerde ,nerelerde izleyebilirsiniz?
24 Şubat 17:00 AFM Fitaş Salon 1 , 25Şubat 13:00 AFM Budak Caddebostan, 26Şubat 16:00 AFM İstinyepark
9) 17 Kız =>Hikâyesini 2008'de Massachusetts'de yaşanan bir olaydan alan film, söylenenlere göre, bedenlerini kullanma hakkına sahip çıkmak amacıyla hamile kalmaya karar veren bir grup kızın yaşadıklarını anlatıyor. Her birinin, popüler olmak, bir gruba ait olmanın verdiği güvenceyi tatmak, ergenlik bunalımında baş kaldırmak gibi değişik nedenleri var. Verdikleri karar aslında feminist bir tavrı da barındırıyor. Hayalleri, yetişkinlerin dünyasına karşı durabilmek ve sürekli yanlarında bulunacak ve onları sevebilecek çocuklarını, tüm arkadaşlarıyla birlikte yaşadıkları ortak bir evde yetiştirmek. Kızların ailelerinin ve öğretmenlerinin tepkisi olaylara trajikomik bir parodi havası katıyor.
Filmi hangi tarihlerde ,nerelerde izleyebilirsiniz?
20Şubat 22:00 Afm Budak Caddebostan, 22 Şubat 19:30 AFM İstinyepark , 23Şubat 21:30 Maçka G-Mall
Sevgililer Günü 'nü çok kişi samimi buluyorsa da bir o kadar samimi bulmayanı bizzat bulabilirim .Ben ortada kalmış kesim içine dahilim galiba. Hem mutlu oluyorum ,hem de ekonomiyi canlandıran bir etkinlik olarak görüyorum 14 Şubat'ı. Ama bu günün en güzel tarafı alınan ve verilen hediyeler bence:)
Gelelim neler alınabilir kısmına :)
Çiçeklere bayıldığım için koca bir buket beni çok mutlu eder fakat çok çiçek alan bir sevgili iseniz,daha yaratıcı fikirler için aşağıya doğru bakmanızı öneririm.
Tek kelimeyle Ba-yıl-dım! Alınabilecek bir hediye hem erkekler için hem de kadınlar için olanı var ,fiyatı 69 tl Detay için bir tık
Sevgili yastıkları sahip olduğum ve bana hediye edildiğinde çok çok mutu olduğumu hatırlıyorum,pahalı hediyelere gerek olduğunu düşünmüyorum ,yastıga her başınızı koyduğunda sevgilinizin sizi hatırlayacağı bir hediye . Satın almak için tık tık
Rıfat Özbek tasarımı yastıkları nerede görsem tanırım diyebilirim, ilerde kendi evim olduğunda alacağım ilk şeylerden olacağını biliyorum ,sade renkte koltuk takımlarına çok çok yakışacak olan bu yastıklar kız arkadaşınızı kesinlikle mutlu edecektir . Detay için
Normal eldiven gibi gözükse de bu eldivenlerin dokunmatik ekranlı telefon kullanıcıları için büyük ve güzel bir hediye olacağı kesin. Eldiven çıkarmadan dokunmatik cihazları kullanmak T-Glove'larla mümkün .Ben alın derim:) Fiyatları 24 TL civarında.. Detaylı bilgi için
Altta gördüğünüz bornozlardan beyaz olanın bayanlara gri-mavi olanınsa erkeklere alınabilecek güzel ve kullanışlı bir hediye olduğunu düşünüyorum .Bir bakın derim
Aşağıda gördüğünüz mutfak önlüğüne bayıldım, alınabilecek güzel hediyelerin başında gelebilir. Takacak olanların kendilerini ekstra güzel hissedeceğine eminim.Bizzat ben öyle hissederdim:)Fiyatı da çok uygun. Detaylı bilgi için Birçok kadının vazgeçilmezi olan ayakkabılar,sevgililer günü hediyesi için seçenek olabilir. Bunları çok sevdim ve listeme ekliyorum :) Yukarıdaki mor dolgu topuklu hakkında detaylı bilgi için
Bu topukluların her rengine sahip olsam daha da isterim ! Detaylı bilgi