31 Ocak 2012 Salı

"Kahve Sevenlerin Uğrak Noktası :Kahve Dünyası" Felaketi

Günlerdir durmak bilmeyen karda yapılacak pek bir aktivite yok ne yazık ki,ya evde oturuyoruz ya da sıcak bir şeyler içmek bahanesiyle kendimizi evlerimizin yakınlarındaki Starbucks'lara,Gloria Jeans'lere ya da Kahve Dünyası'na atıyoruz.. Ben de bu akşam 2. seçeneği gerçekleştirmek üzere ,3 kat çorap ,3 kat kazak ,çizme,kalın mont, eldiven ve atkımı takarak ya da bu kadar kıyafet için donanmak kelimesi daha uygun olur ,donanarak kendimi Yeşilköy Kahve Dünyası'na attım.. 

FAKAT

Atmaz olaydım ...

Çok normal çalışanların terlemesi sonuçta sürekli koşuşturuyorlar ama bunun bir türlü engellenememesi Kahve Dünyası'na yakışmayan bir durum.. Bizimle ilgilenen çocuk ,masaya her eğildiğinde suratım bin bir şekle girdi .Hoş değil farkındayım ama bence çalışanları denetleyen biri varsa ki böyle yerlerde genellikle oluyor,bunun farkında olması ve gerekeni yapması gerekirdi.

Dolayısıyla bir daha gider miyim ? Hiç sanmıyorum.. 

Üzücü olarak karşılaştığım bu durumu buraya yazmak istedim.. 

Yeşilköy'de kahve içmeye gelecek olanlara tavsiyem Yeşilköy Migros'un hemen yanında ki Starbucks'ı tercih etmeleri .

Bembeyaz sabaha uyanalım.

Sevgiler 

30 Ocak 2012 Pazartesi

"Gönül Sohbet İster ,Kahve Bahane"

Zamane Kahvesi..

Herkes duymuştur mutlaka ,duymayan varsa da duymalısınız der biraz sizlere Zamane Kahvesi'nden bahsetmek isterim..

Pelit Pastanelerinin sahibinin kızının işlettiği,  rengarenk ,hafiflik duygusunu kapıdan girdiğiniz anda hissedebileceğiniz,kendim için söyleyebilirim ama tek başıma saatlerce oturabileceğim sıcacık bir mekan..

Yemekleri mükemmel ötesi , tatlıları özenle hazırlanmış ve kapıdan girince size "beni de al,beni de al!" diye resmen bağırıyorlar.

Mantısı,Fesleğenli Tavuk Tost, Anne Köftesi ; tatlılara gelince Çilekli Milföy,Tartları ,Ekleri tek kelime ile mü-kem-mel !A bir de unutmadan, çift kişilik fondüsünü istemelisiniz,başka hiçbir yerde bu kadar zengin bir sunum görmedim ;çilekler ,kiviler,muzlar,lokumlar,farklı çikolatalar ve aklıma şuan gelmeyen bir kaç çeşit daha..

Fiyatları da makul ,ne çok ucuz ne çok pahalı..

Nişantaşı'ndaki yeri Starbucks ,Cafe Nero 'nun hemen karşısı..Zaten renkleriyle hemen dikkatinizi çekecektir..

Afiyet Olsun!


Sevgiler

28 Ocak 2012 Cumartesi

Sen Gidiyorsun Ya..

Sen gidiyorsun ya 
Dur dememi bekleme sana 
Ben de senden gidiyorum sevgilim

Duramam daha da buralarda
Kalamam rüzgarında
Isınmam gerekliydi benim senin sıcaklığında.

Sen şimdi gidiyorsun ya

....
Dönme asla geri sevgilim

Aşkı Çağrıştıranlar


Blogumun adından,yazdığım yazılardan,belki cümlelerimden aşka ne kadar bağlı olduğumu anlamışsınızdır.Aşk ve acıyla beslenirim ben,hüznü severim çoğu zaman, yaratıcılığımı ortaya çıkarır.Duygusal parçalarda kendimi bulur düşünceler arasında kaybolurum,geceleri yıldızsız bile olsa gökyüzüne bakmak rahatlatır beni.Yalnız kalmak ve yalnız kalacağımı bilmek çoğunun aksine mutlu eder, böyle zamanlarda yapacaklarımın listesini bile çıkarabilirim,uzayıp giden bir liste düşünün..Fakat şimdi o listeyi yazmak yerine bana aşkı,tutkuyu, romantizmi çağrıştıran parçalardan bahsetmek istedim ..Bu  benim için bazen bir etek olabilir bazense bir gömlek, bazen sadece etrafını aydınlatan bir mum olabilir ya da alınmış bir parfüm..Fakat şimdi hepsinin yerine Aşkı Çağrıştıran Ayakkabılara yer vermek istedim..
Asos'un yeni koleksiyonundan bir parça.Pamuk  Şeker 'i çağrıştırmıyor mu?

Kırık beyaz ve siyahın mükemmel uyumu. İlkbaharda  giyilebilecek siyah mini bir etekle çok yakışacağını düşünüyorum.(River Island).
Kahverengi tonlarıyla birleştiğinde ortaya mükemmel bir sonuç çıkabilir.(Asos Platform topuklu)
Giyme de yanında yat! Bizzat ben öyle yapardım.Yenilesi !(By Melissa)
Üstündeki kocaman kalbiyle,alınıp giyilemeyecek kadar şirin bir topuklu ve çok rahat gözüküyor bence(By Vivienne Westwood for Melissa)

En azından benim için Aşk sadece kırmızı ya da pembe değil 

27 Ocak 2012 Cuma

Müzik Müzik Hep Müzik

Okulumun olmadığı ve özel derslerimin de olmadığı su günlerde yapmak istediğim ve uzun süredir yapamadığım tek şey :evde oturmaktı .Hiçbir şey yapmadan evde oturmak ve sonuna kadar keyfini çıkarmak..İhtiyacım olan kendimi dinlemekti.Ve tabii ki müzik dinlemek .Daimi şarkı indirdiğim sitelerin yok olması nedeniyle boşlukta kalmıştım taa ki Grooveshark 'ın varlığını birkaç yıl sonra hatırlayana kadar .Grooveshark tek kelimeyle tüm ihtiyaçlarımı karşılayan ve bana çok daha fazlasını veren bir site . Kendi account'unuzu açıyorsunuz, sonra ne kadar türkçe yada yabancı ,dinlemekten keyif aldığınız şarkı varsa tek tık ile kendi profilinize ekliyorsunuz. Eğer ben daha başka ,duyulmamış şarkılar keşfetmek istiyorum diyorsanız,site size bu imkanı da tanıyor, yeni duyulmaya başlayan ,belki Türkiye'de hiç duyulmamış birçok şarkı,albüm,sanatçı bu sitede sizle karşılaşıyor..Hiçbir ücret ödemeden sonsuz şarkı:) Bir de  şarkıya tıkladığımda beklediğim zamanı hiç sevmem,bu sitede öyle bir durumla da karşılaşmadığımdan çok çok memnunum..
Deneyin derim ! 

26 Ocak 2012 Perşembe

Yesilkoy Pazari

Bircok kisi Yesilkoy'un unlu pazarindan haberdardir.Ben de bayiliim pazarlara.Yalniz kalmayi da cok sevdigimden pazarlar benim icin kucuk bir kacis noktasi gibidir.tek basima yururum ,bakinirim,cok uygun fiyata begendigim seyleri alirim yada sadece bakinirim,dusunurum,akla gelebilecek her cesit esyaya dokunurum.Tekrar dusunurum ,pazarda satilan her bir seyin yapiminda calisan milyonlarca kisiyi,hayatlarini,isteklerini,beklentilerini ,ihtiyaclarini ve ne sartlarda yasadiklarini.. Pazar benim icin sadece ucuz alisveris degil,baskalarinin hayatlarini paylastigim yerdir ..severim bu kucuk kacis noktalarinin buyuk anlamlara,buyuk adamlarin kucuk hayatlarina sahip olmasini..
İste bu yuzden dun ,yenilenmis ,ustu kapanmis,isiklandirilmis,buyutulmus Yesilkoy Pazarina gidip birkac saatimi gecirdim burada..cok keyifliydi..yeni haline gidip gormenizi oneririm..Alinmaya deger cok birsey yoktu fakat her zamanki gibi cok guzel t-shirtler ,bol bluzlar,taytla giyilebilecek tunikler vardi..Gidip gorun , gorunun pazara derim !

22 Ocak 2012 Pazar

Beze Demek Mutluluk Demek !

Mutfağa ilk girdiğimde ne yapmaya çalışacağım kesin ve netti : Beze . O zamandan beri yüzlerce blog ,onlarca yemek kitabı , tanıdıklar derken birçok kaynağa başvurdum ama hiçbirinin sonu istediğim gibi olmadı. Benim istediğim bezelerin içi sakız gibi olacaktı,altları fazla yanmayacak ve ele alınca parçalanmayacaktı. Uzun uğraşlar sonunda dün istediğim gibi beze yapabildim ! Kaçıncı denemem sonunda başardım bilmiyorum ama okuyanlar ve beze yapmak isteyenler tek seferde bu tarifle başaracaklar eminim.

Edindiğim bazı püf noktaları söylemekle başlayacağım işe :

1)yumurtaları 2 saat önceden buzdolabından çıkartın ,masa üzerinde onlar biraz kırılmadan önce dursunlar
2)Mikser mutlaka 2 ayaklı olsun çünkü tek ayaklı mikserle yeterince iyi çırpılmıyor ve istenilen kıvama da ulaşılmıyor.
3)30 dakikalık çırpma sonucunda karışım mikser üzerinde kalmalı ,eğer akıyorsa bilin ki sorun var.
4)Mikser elde 30 dakika geçireceğiniz için önceden müzik açmanızı öneririm ,sadece mikser sesiyle 30 dakika sonunda kafanız şişiyor 

Püf noktalarımızdan sonra gelelim tarife
İhtiyacımız olanlar:
2 adet yumurta akı 
1 limonata bardağı toz şeker( normal su bardakları biraz fazla geliyor o yüzden limonata bardağı daha uygun  ince uzun bardak :)
1-2 damla limon suyu ,isterseniz (bezeciklerin daha beyaz olmaları için)

2 saat önceden dolaptan çıkardığımız yumurtaların aklarını bir kaseye ayırıyoruz ve bir limonata bardağı toz şekeri içine boşaltıyoruz .1-2 dakika içinde şeker içine çöküyor ve mikseri alıp 30 dakika çırpmayı bırakmadan karışımımızı çırpıyoruz. Bu sırada fırınınız turbo fırınsa şansınız yok, alttan ve üstten ısıtmalı olarak fırını (ben fırınım turbosunu kapatıp alttan üstten ısıtmalı hale getirdim) 175 derecede önceden ısıtıyoruz.Yağlı kağıdımızı tepsiye serip, bezeleri 15 dakika 160 derecede pişiriyoruz.Rengi sararmadan bezeleri fırından almak önemli ..Fırının gücüne göre belki bir 5 dakika daha 100-110 derecede bırakabilirsiniz..

İşte bezelerimin tarifi umarım güzel olur! 


Senden Neden Vazgeçtim Biliyor musun?

Kotu günümde yanimda olmadigin zaman vazgectim.

Canin sıkıldığında benimle paylasmadigini,
kirilacak veya tedirgin olacak olsam bile dusuncelerini acikca soylemedigini anladigim zaman vazgectim.

Bana yalan soyledigini anladigim zaman vazgectim.
Gozlerime baktiginda kalbinle bakmadigini ve bana hala soylemedigin seyler Oldugunu hissettigimde vazgectim.
Her sabah benimle uyanmak istemedigini,
gelecegimizin hicbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.

Dusuncelerime ve degerlerime deger vermedigin icin vazgectim. 
Agrilarimi dindirecek sicak sevgiyi bana vermediginde vazgectim.
Sadece kendi mutlulugunu ve gelecegini dusunerek beni hice saydigin icin vazgectim.
Tablolarimda artik kendimi mutlu cizemedigim ve tek neden 'sen' oldugun icin vazgectim.

Bencil olduğun için vazgeçtim.
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem icin yeterli degildi, 
çunku sevgim yuceydi. 
Ama hepsini dusundugumde senin benden coktan vazgectigini  anladim.

Bu yüzden ben de senden vazgectim.

Frida Kahlo

21 Ocak 2012 Cumartesi

Dizi Arayanlara

Gripten dolayı evde oturduğum şu birkaç gün içinde internetle o kadar haşır neşir oldum ki iyileşince gidilecek yeni mekanlar,tadılacak tatlılar,yenecek farklı yemekler,izlenecek filmler ve gidilecek tiyatrolar hakkında epey bir bilgi sahibi oldum.. Fakat bunlardan bahsetmek yerine son 4 günde izlediğim diziden bahsetmek istiyorum: REVENGE..

Revenge ,2011 yapımlı yeni sayılabilecek bir dizi, sadece 13 bölümü yayınlanmış olup 1.bölümününden izleyenleri etkisi altına alan ve bence kesinlikle izlenmesi gereken bir dizi..Madeleine Stowe,Emily VanCamp, Gabriel Mann ,Joshua Bowman gibi oyuncular başrolü paylaşıyorlar..Diğerleri belki tanıdık gelmeyebilir, ama yabancı dizileri takip edenler mutlaka Emily VanCamp ismini duymuşlardır. Kendisi Brothers&Sisters 'ta yaklaşık 3 yıl Rebecca Harper rolündeydi..Şimdi de Revenge 'te bana göre başarılı bir performans sergiliyor.. Adından da anlaşılacağı üzere bir intikam dizisi, ve sezonun bana göre en ses getirecek dizisi..

İzlemenizi tavsiye ederim !

20 Ocak 2012 Cuma

birbASKalarim..

Asklarima dair cok sey var anlatabilecegim,asklarim degil aslinda onlar benim "bir bASKalarim"di. Cogu kisinin yasadiginin aksine ,benim yasadiklarim hic kirletilmedi,hic lekelenmedi, tek kirletmeye calisan  onlar ve ben ,yani bir zamanlar biz'dik..Simdi geriye kalansa hep iyi hatirlanan eski sevgililer ,eski sevgililere duyulan bitmek tukenmek bilmeyen ozlem ve sevgi..iyi ki ... bir zamanlar 'biz' in bir parcasi olan onlar, asla adini duymak istemedigim kisilere donusmediler.zaman zaman istedim onlardan nefret edebilmek,asla adini anmak istemiyorum diyebilmek,ama konulari ne zaman acilsa ,yuzumde asili gulumsemelerle karsilandi adlari.Sakladigim tonlarca kagit ,tarihleri geriye gittikce,bir bir sararmaya basladi.İsrarla saklamaya devam ettigim sayfalarca yazi,onlardan birinin almis oldugu torbada gunduz gece nedir bilmeden ,birbirlerine kenetli ama bir o kadar  yalniz dururken,ben her yalnizlik cektigimde varligimi onlara biraz daha hissettirdim.Yasanmisliklarimdi onlar benim.yasadiklarima sahip cikmam gerekti,yasadiklarimi silmeye kalkissam ben nasil varolabilirdim ki? Bu yuzden onlari kalbimden silmedim,bu yuzden onlari geride birakmadim.Onlar benim degerlilerimdi bir zamanlar ,nasil simdi baska bir degerlim varsa,nasil simdi onu daha bir baska seviyorsam,o sari sayfalarda adi gecenleri de ben bir zamanlar bir baska sevmistim,bir baska...