16 Şubat 2011 Çarşamba

İncir Reçeli

Aytaç Ağırlar
Melike Güner/Sezai Paracıkoğlu
 
''Saklandıkları yerden AŞK için çıktılar '' yazılı bir afişi insan görünce ister istemez merak ediyor. Bu merak,Türkiye'de aşkın anlatıldığı çok film olmamasından değil tabii, ki son yıllarda aşkı anlatan birçok türk filmi de yapıldı.Fakat genel olarak bakarsak daha çok gülmenin amaçlandığı filmler yapılmıştır şu güne kadar ülkemizde..
 
İncir Reçeli her şeyden önce insanın kendi kendine düşünmesine neden oluyor.Nedir ki konusu? Pek bir şey anlatmıyor da afişi.
 
Küçük çapta bir senaryo yazarı olan Metin ile dışarıdan vurdumduymaz  gibi gözüken fakat içinde büyük fırtınalar kopan  Duygu'nun aşk öyküsü.
Sadece bir aşk filmi diye gittiğim bu filmin sonunda ,salonda bir tek ben kalmıştım,bir de kalkmamı bekleyen kardeşim.
 
''Sana dokunmak tüm kelimeleri yakmak gibi.'' diyor adam.
''Sana dokunmak bütün insanları affetmek gibi'' diye cevap veriyor kadın.
 
Nasıl bir aşk bu böyle?
 
Günümüzün toplumsal,siyasal,ekonomik sorunları arasında sıkışmış kalmışken,ışıkların kapanıp filmin başlamasıyla,insan sanki dünyadan elini ayağını çekiyor ve birkaç saatliğine kendi küçük dünyasına dönüyor.
 
Filmde sadece aşk değil, sevdiğin bir şey için çabalamak,yazmanın ne kadar zor bir şey olduğu,çaba ve sabır gerektirdiği de çok iyi  anlatılmış.
 
Film müzikleri de ayrı bir sarsıcı.Ağlamamak için cebelleşirken çalan şarkıyla gözyaşları teker teker yanaklarımızdan süzülmeye başlıyor.Yanaklarımız dememin sebebi de ağlayanın sadece ben değil,yanımda oturan genç adamın ya da önümde oturan çiftin ve tüm salonun da gözyaşı dökmemde bana eşlik etmesidir..
 
Gidilmesi gereken bir film mi?
Evet ,kesinlikle gidilmesi gereken bir film .
 
( ps: sinemaya girmeden selpaklarınızı hazır ediniz.Benden söylemesi.. )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder