Dünden beri düşündüğüm şeylerin başında yeni açmış olduğum blog'um gelince önce bir şaşırdım,sonra da toparlanıp blog'um hakkında düşünmeye devam ettim, sanki biraz önce kendisine şaşıran ben değilmişim gibi.. Şunu yazsam, bunu yazsam, şu daha ilginç ,bu daha eğlenceli diye düşünmeden keyifli bir şekilde dilediğimi yazmak istiyorum.Bu yüzden de bilgisayarımın başına oturduğum anda kafamda sizinle paylaşabileceğim ne varsa onu yazacağım.
Dergilerimle oturmuş büyük bir aşk yaşarken bir yandan da erkek arkadaşımın bana gereken (?) günlük ilgisini vermediğini farkedip küçük çapta dövündüm.Gün içinde işte olmasının ikimiz için de avantajları varken ,bu durumun benim işimin ,dersimin olmadığı zamanlarda kocaman bir dezavantaja döndüğünü ve ikimize de bu durumun ilerde (özellikle onun açısından) yol su elektrik olarak geri döneceğini hissediyorum..
Fakat şu durumda bundan korkması gereken ben değil galiba o! : )
Degilerime geri dönecek olursam, Şubat ayının Cosmopolitan'ı fena değil ,aynı şekilde Marie Claire de öyle fakat Vogue yine en iyi ..Özellikle moda çekimlerine bayıldım! Okumanızı tavsiye ederim, şu soğuk günlerde , iş-ev ya da okul-ev koşuşturmacasına iyi gelen nadir şeylerden biri benim için Vögg..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder